Dosya İsmine Göre Ara
Yazara Göre Ara

Dosya Türleri
Yeni Başlık Rastgele

Son Başlıklar (50)

  • Boş Yastık (2)
  • MAVİ HİKAYELER
  • Kişisel Gelişim ve Dini Kitaplar (2)
  • susmak (3)
  • BOŞLUKTA
  • Uzak olsun!
  • OLDUĞUMUZ VE OLMAMIZ GEREKEN
  • Kalem Konuşur
  • Biz nasıl bu hale geldik...
  • Benim Halim
  • İncecikten Hep Kar Mı Yağar
  • Ne dersin, bu gece bir daha?
  • Bir tutam melodi..
  • Ölümün kıyısında...
  • Çok yakında ölüceksin!
  • kahverengi aşk kitap tanıtımı
  • Gölge Dansı
  • Siyah
  • GECE
  • AYNALAR
  • başlangıç
  • Sanat Eserine Dönüşen Muz Kabukları
  • Nostaljik Futbol Formaları
  • S’onsuzluk
  • Sessiz Çığlık
  • Rose (2)
  • İnsanoğlunun Istırapları
  • Nasıl Delirmeye Başladım?
  • Nasıl Delirmeye Başladım (')
  • Gündelik Eşyalar ve Sanat
  • Sokak Sanatı Gifleri
  • Kaçak Akıllardan Yoksun Bir İslâm İçin
  • New York Fotoğraflarına Çizilen Esprili İllüstrasyonlar
  • Animasyonlaştırılmış Giflerle Banksy Sokak Sanatı
  • Nasıl Delirmeye Başladım (1) (3)
  • GÖRECELİK SENDROMU
  • Nasıl Delirmeye Başladım (5)
  • Vicdan (2)
  • Besmelenin Fazileti( بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم )
  • NETWORK MARKETİNG NEDİR?
  • Sinir (1)
  • Bin Bir Surat Adam
  • Şiir Delisinin Köşesi
  • İNSAN BEYNİNİ GELİŞTİREN 10 ROMAN (3)
  • Evinizde Olmasını İsteyeceğiniz Sıradışı Kitaplık Tasarımları (2)
  • Bunları Az Ye Gerçeği Gör
  • Sosyal Ağların Tarzları
  • Son Bulut Bükücü (Markus Einspannier)
  • Dumanlardan Portreler
  • Jolita Vaitkute ile Yemek Sanatı
  • Şu ana kadar 109 başlık açıldı.
    Tüm Başlıklar Serbest Kürsü Spor Müzik Absürd Teknoloji Haber - Gündem Şaka Gibi! Yazılım Dilleri Sanat Kurgu Deneme Makale Hobi Sosyal Medya Şiir
    Deneme | 2015-02-03 10:42:10
    Bu yazı 952 defa okundu.

    İnsanoğlunun Istırapları

    İnsanoğlu kendi türüne karşı en insafsız varlıktır-hem kendi türüne hem de kendisine karşı. Öyle ki Yüzyıl Savaşları’ndan Dünya Savaşları’na, sömürgecilikten kanun namına asıp kesmeye, küçücük, tabiri yerindeyse incir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerden ötürü insan öldürmeye, yozlaştırmaya, beyin yıkamaya, hor görmeye, milliyetçiliğe, hırsa kadar her türlü lanetlenmişliğin kara deliğinde hem kendini hem de türünü gözden kaybettirmiştir. Öyle delicesine yağmalamıştır ki türünü insan kendi kendinin gözünden düşmüştür. Öyle tahmin ediyorum ki:”İnsanlara güvenmeyin.” telkini de bu sebepten ötürü ortaya çıkmıştır.

                    İnsanoğlunun hem uzvi hem de zihni olarak yıpratıldığını görüyoruz. Türlü uzvi işkenceye maruz bırakılan insanoğlu işkencelerinin tarihi kadar bu işkencelerle boğuşmaktadır. İsyanlar, devrimler, yürüyüşler, kavgalar… Buna rağmen insanoğlunun en çok düşüncelerine kelepçe vurulduğu vakit isyan ettiğini görüyoruz. Uzvi acılar, zihni acılara nispeten ne kadar meşakkatli olabilir ki? Ne kadar eli ayağı acısa da diline, gönlüne, fikrine kement vurulmadan kılını bile kıpırdatmayanlar var. İnsanlar zihni acılara göğüs geremiyorlar. Kimi zaman oturup ağlıyor, kimi zaman sırf bir şeyler gururunu incitti diye insanoğlunun canına kıyıyorlar.

                    Belki de bedbin filozofların varlığı da bu sebeptendir. Ayağına diken bile batmamışken uykusuzluktan, ağlamaktan bitap oluyorlar. Kendini esrik maddelerin kurbanı haline getiriyor. Belki de insanoğlunun kendisine zarar vermesindense bu maddelerin kendisine zarar vermesini tercih ediyorlar. İnsanoğlunun vereceği her türlü tesirden yorganını kafasına geçirip inzivaya çekilerek kendini kurtarmaya çalışıyorlar. Üzerinde durmak istediğim nokta da burası. Ne düşünüyor yorganı altında ağlayıp sızlarken?

                    İnsanoğlu dünyevi felaketlerden korunmak için nasıl sığınaklar yapıyorsa kendi kendisinden korunmak için de hem kendi zihninde hem de dünyada sığınaklar yapıyor. Bu sığınaklar: Tanrı, sevgili, dost, kitap, müzik, uğraş, sigara, alkol v.b. Yorganının altında her şeyden ilişkisini kesmiş bir vaziyette onca rahatlığına rağmen ıstırap içinde kıvranıyor. Bu bir nevi türüne karşı olan sadakatini de gözler önüne seriyor. İnsanoğlunun bunca ıstıraptan kurtulması maksadıyla dinler, ideolojiler türetiyor.

                    Yani Hümanizm, Marksizm, Sosyalizm gibi ideolojileri kendisini ve türüne karşı sığınaklar olarak belirliyor. Benim anlamadığım bunca dine ve ideolojiye rağmen neden hala tam olarak bunca sıkıntıya göğüs geremiyor? Yoksa sığınakları çatısı dökülmüş, su basmış bir halde mi? Ya da bu sığınaklara tam olarak iman edemiyor mu?

                    İnsanoğlunun bu ıstırapları zevke karşı olan düşkünlüğüyle yüksek iradesinin ortaklığından doğuyor. İnsan kendi iradesine kement vurmadıkça refaha eremez-ne kendisi ne de türü. Nietzsche’nin dediği gibi: “İnsan dünyayı insanlaştırdı.” Acılarını kendinden soyutlayıp dünyaya atfetti. İnsanoğlunun acılarını kaynağı budur.(20/01/2015)

    Kullanıcı Yorumları (0)

    Bu yazıya daha yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.
    ZiyaretçiTarih: 18-11-18 17:26:48



    
    PDFkutuphanesi.com da yayınlanan e-kitaplar,internet ortamında elden ele dolaşan kopyalardır. Amacımız internet ortamında paylaşılan e-kitapları bir arada sunmak ve ziyaretçilerimizin kitaplar hakkında fikir edinmesini sağlamaktır. Bu nedenle indirdiğiniz e-kitapları 24 saat içerisinde silmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde ilgili kişi ve kurumların uğrayacağı zarardan hiçbir şekilde sitemiz SORUMLU değildir. Pdf Kütüphanesi, hiç bir dosyayı kendi sunucusunda barındırmaz. PdfKutuphanesi.com üzerinden paylaşılan dosya bağlantılarınının kaldırılmasını istiyorsanız lütfen bizimle iletişime geçiniz.
    İletişim: info@pdfkutuphanesi.com
    info@PdfKutuphanesi.com | Webusta | ip: 54.146.195.24
    pdfkütüphane Anasayfapdfkütüphane Facebook sayfası