Dosya İsmine Göre Ara
Yazara Göre Ara

Dosya Türleri
Bu dosya yasal hakları nedeniyle kaldırılmıştır. Dosyanın özetine ya da diğer bilgilerine ulaşabilirsiniz.

Üçüncü Dalga



74berlin 04-08-15
Dosya:
Üçüncü Dalga...

Yazar / Kaynak:

Kategori:

Dosya Formatı:

Dil - Çevirmen:
Türkçe







Özet:

Alvin Toffler, çağımızın önde gelen yönetim ve gelecek bilimcileri arasındadır. Yazdığı kitaplar tüm dünyada önemli bir okuyucu kitlesi tarafından takip edilmekte ve birçok şirket ve yöneticiye geleceğe dönük planların yapılması aşamasında ışık tutmaktadır. Toffler, bu yapıtının hazırlanmasında çok çeşitli kaynaklardan yararlandığını açıklamıştır. Bunlardan bir bölümü; çeşitli ülkelerde yayımlanan 534 kitap, gazete, dergi, rapor vb. Yazar dünyanın dört bir yanında değişikliğin yaratıcısı olan kişilerle yaptığı görüşmelerin kitabın hazırlanmasında önemli bir yer tuttuğunu belirtmektedir.

Aile uzmanları, fizikçiler, şirket yöneticileri, generaller, meclis ve hükümet temsilcileri, başbakanlar ve de toplumun çok geniş ve çeşitli kesitlerinden gelen kimselerle yapılan görüşmeler neticesinde varılan tespitler olarak ortaya çıkan bu kitap, dünyayı şekillendiren yaratıcı insanların mevcut, geçmiş ve geleceğe bakış açılarını, değerlendirmelerini ortaya koyarak, bir anlamda geleceğimizi şekillendirecek olan bu insanların görüşlerinden yararlanarak kendi geleceğimize hazırlık yapabilme yeteneğimizi arttırmayı hedeflemektedir.

“Muhteşem… Büyüleyici bir bilgi birikimi.” The Washington Post
“Okurları haklı bir şekilde büyüleyecek.” Vogue
“Güçlü bir kitap… Alvin Toffler’dan bir bomba daha!”The Guardian, Londra

***

Toffler’i ilginç yapan, daha 1970’lerden günümüz dünyasını gayet net tahmin edebilmiş olmasıdır. 70’lerde kült’leri, dinin yükselişini, 80’lerde open source, ve bilgi ekonomisini tahmin edebilmiş bu bilge insan, ne yazık ki ülkemizde bilinen, fikirlerinden esinlenen bir insan değildir. Bunun bedelini ne yazık ki pek cok sorunumuzu dogru analiz edememis olmakla ödemekteyiz.

Toffler’a Göre Tarih

İnsanlık tarihini pek çok şekilde bölmek mümkündür. Yazı öncesi, sonrası, İsa öncesi, sonrası. Fakat Üçüncü Dalga eserine göre bunlar en önemli bölüm noktaları değildir. Bu teze göre, insanlık tarihi 3 parçaya bölünmelidir çünkü tarihimizde gündelik hayatımızı derinden etkileyen 3 büyük akım meydana gelmiştir. Bunlardan ilki organize tarıma geçiştir. Diğeri sanayileşmedir ve en yeni gelen akım ise, servis/bilgi ekonomisine geçiştir.

Bu bölünüşün sebebi, Toffler’a göre sosyal düzenlerin ortaya çıkmasında bu akımların en büyük belirleyici olmasıdır. Mesela, organize tarım, köylü sınıfını yaratmıştır ve bu sınıfın kendine has kuralları, zaman/mekan anlayışı vardır. Köylü, hep sabit, aynı yerde, pek değişmeyen büyük aileli bir ortamda yaşar. Fikri çeşitliliği yoktur. Üretimi kendisi içindir, ürettiği fazlayı ise (eğer varsa) tepesinde demir yumrukla onu yöneten bir adam kendisinden gasp ederek kontrol etmeye çalışır.

2. dalgada ise, sanayileşme başgösterir. Sabit toprak yerine, merkeze “fabrika” oturtur. Ama fabrika, ülkenin herhangi bir yerinde olabileceği için, büyük aileler bu sisteme yaramaz. Bu sistem, fabrikada çalışmaya hazır oradan oraya sürüklenebilecek daha ufak ailelere ihtiyaç duyar. İşte “çekirdek aile” denen oluş, direk sanayi akımı için gereken bir kavram olarak ortaya çıkar. Bu sistemde ailede baba çalışacak, ama hala çocuklara bakılması gerektiği için anne evde çocuklara bakacak ve ataerkil bir sistem oluşacaktır. Zaman kavramı 2. dalgada büyük bir değişikliğe uğrar. Köylünün yavaş olan hayatı, sanayi toplumunun aşırı senkronize, dakiklik gerektiren dünyasına uymaz. Bu uyum sırasında ortaya çıkan sorunları gören İngilizler, bu uyumu hızlandırmak için yaygın eğitim sistemini devreye sokmuşlardır. Günümüzdeki okul, sınıf, öğretmen anlayışı direk bu ihtiyaca cevaptan oluşmuştur. Bu sistemde çocuklar bilgi öğrenmekten çok, zil çalınca bir yerde olmayı, amirden (öğretmen) emir almayı, tekrara dayanan (aynı formülü kullanarak değişik problemleri çözmek gibi) işleri yapmayı öğrenirler. Bir fabrikadaki “bantta” onlara bu tür tekrar bazlı yetenekler gerekecektir.

Zannedilenin aksine, bu sistem demokrasiyi doğurmaz. Sanayi ürünleri birbirine benzeyen ürünlerdir, ve tekrara dayanan işlemlemlerden çıkarlar ve bu yüzden sanayi akımı, toplumda bir “tek tipleşmeyi” doğurur. Ayrıca, hammeddenin fabrikaya, ürünün piyasaya ulaşması için herşeyin mümkün olduğu kadar çok entegre olması gerektiği için, bunların idaresi için merkezi bürokrasi gerekecektir. Ve işte tüm bu insan benzerliği, entegrasyon, bürokrasi gibi ihtiyaçlardan bildiğimiz “ulus devlet” kavramı ortaya çıkar.

Türkiye’de Cumhuriyet bu şekilde bir sanayileşme projesidir. 2. dalgaya aittir.

3. dalgada ise servis/bilgi teknolojileri ön plana çıkar. Ürünlerde önce ürün farklılaştırma ihtiyacından gelen “kişiselleştirme” başgösterir, ki bunları üretecek insanların da bireyselleşmeleri hızlanır. İnsan değeri bir iş bantına katılma kapasitesi ile değil, tek başına bilgi idaresi, karar alma yeteneği ile ölçüleceği için, bu sistemde merkezileşmek ve tek tipleşmek bozulmaya başlar. Zaten yaşamın artan hızı, alınması gereken kararları çoğaltacaktır ve bürokrasi, tek merkez bu kararlara yetişememeye başlayacaktır. Klasik ulus devlet kavramı 3. dalgada çözülmeye başlar.

Türkiye

Bu kavramlara bakarsak, ülkemizde olanları daha rahat anlayabilmiş oluruz. ABD ülkesinde 1. dalga aşılmış, 2. dalga neredeyse sona ermiş ve 3. dalgaya geçmiş olmanın doğal sorunları (zamanın şartları gereğince) yaşanmaktadır. Fakat ülkemizde 1., 2. ve 3. dalgaların hepsi de aynı anda mevcuttur! Biz, köylü sınıfını hala yokedebilmiş değiliz, sanayileşmeyi bir ölçüde başardık ama artık önemli bir kısmımız da servis/bilgi ekonomisinde yaşamaktadır. İşte kafa karışıklığımız da buradan kaynaklanıyor.

Toffler’a göre nerede bir çatışma, siyasi kapışma var ise, orada dalgalar arası bir fay hattı aramak gerekir. O zaman, son zamanda olan çatışmalara bakarak kimin hangi dalganın parçası olduğunu görelim. Ulus-devlet bekçisi Kemalist’ler 2. dalganın savunuculuğunu yapmaktadırlar. Merkez bürokrasi, tek tipçilik (Türk ulusu etiketi altında) gibi sanayi kavramlarını savunmaktadırlar.

Karşılarında kim vardır? 1. dalgada olan köylüler mi?

Bir derece evet fakat artık çoğunlukla hayır. Kemalist’lerin büyük bir hatası şudur: O köylülerden büyük bir kısmı şehre göçetmiş, servis/bilgi ekonomisine geçmiş, ve bireyselleşerek giysi/kıyafet/hayat tarzları ile bu bireyselliklerini yaşamayı istemektedirler. Yani Cumhuriyetçiler 1. dalgayla savaştıklarını zannetmekte fakat aslında 3. dalga ile karşı karşıya gelmektedirler.

Değişimi yok edemeyiz çünkü bunu kontrolümüz dışındaki yerler yaratır. Ama bu değişimi idare edebiliriz. İş/günlük hayatta çok fazla değişim olabilir, o zaman hayatımızın bazı alanlarında “değişim azaltması”na gitmek bir çözümdür.

Bunu insanlar çoğunlula bir alt-kültür seçerek yaparlar. Bunun için “sörfçü”, “metalci” gibi bir alt-kültüre dahil olunarak o grubun seçenekleri benimsenir ve böylece hayatta yapılan daha geniş seçim yelpazesi daraltılmış olur. Bir motorsiklet çetesinin elemanları hep siyah renkli deri ceket giyerler, bu sayede bu gruba dahil olan kişi artık her gün üstüme ne giyeceğim kaygısından kurtulmuş olacaktır. Her gün siyah, deri ceket giyecektir.

Türkiye’de 2. dalganın korktuğu, çekemediği bazı insanlar da, aslında hayatlarının bir bölümünde seçim daraltması yapmışlardır. Çok fazla değişen dünyada, değişmeyen bir ada onların başına taktığı türbandır, gidilen camidir. Bu bağlamda, her akşamüstü Starbucks’a giden birisinden farklı değildirler. İnsanın ritüel ihtiyacı aslında mistik bir ihtiyaç değildir – tamamen tekrar, aynılık yaratma amacıyla oluşmuş bir çözümden ibarettir.

Ve işte bu iki faktör sebebiyle Türkiye’de çetin kızışmalar meydana gelmektedir çünkü 2. dalga takipçileri sıkı endüstriyelleşme projesini, zamanı geçmesine rağmen, sürdürmek isteyerek değirmen kovalamayı sürdürmektedirler. Bunu kültürel yansımaları bile Toffler’in eserlerinden çok net anlaşılabilir. Mesela (Cumhuriyetçi’lerin çok sevdiği) klasik müzik, aslında ileri değil endüstriyel bir kavramdır – bir senfoni orkestrası, aynen bir fabrika gibi, değişmez bir spesifikasyona dayalı bir müzik (fabrika ürünü) üretir, bu üretim çok net bir hiyerarşi ve senkronizasyon altında yapılır, orkestra şefi, bant başındaki müdürdür, müzisyenler ise işçidir. Orkestrada çok kişi çalar çünkü eski zamanlarda amfi sistemi (bilahere elektrik) yoktur, fazla ses çıkarmak için fazla insan gerekir. Yani 2. dalganın parçası olan klasik müzik, aslında geri kalmış bir kavramdır. Sanayi çağının bir parçasıdır.




Kullanıcı Yorumları (0)

Bu dosyaya daha yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.

Facebook sayfamızı beğenerek kütüphanemize eklenen dosyaları kaçırmayın



Rastgele Dosyalar


PDFkutuphanesi.com da yayınlanan e-kitaplar,internet ortamında elden ele dolaşan kopyalardır. Amacımız internet ortamında paylaşılan e-kitapları bir arada sunmak ve ziyaretçilerimizin kitaplar hakkında fikir edinmesini sağlamaktır. Bu nedenle indirdiğiniz e-kitapları 24 saat içerisinde silmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde ilgili kişi ve kurumların uğrayacağı zarardan hiçbir şekilde sitemiz SORUMLU değildir. Pdf Kütüphanesi, hiç bir dosyayı kendi sunucusunda barındırmaz. PdfKutuphanesi.com üzerinden paylaşılan dosya bağlantılarınının kaldırılmasını istiyorsanız lütfen bizimle iletişime geçiniz.
İletişim: info@pdfkutuphanesi.com
info@PdfKutuphanesi.com | Webusta | ip: 23.20.13.165
pdfkütüphane Anasayfapdfkütüphane Facebook sayfası