Yazarı :

Abdülhamit döneminde geçen Sinekli Bakkal, kahramanları ile birlikte dönemin sosyolojik ve siyasi yapısını bize anlatmaktadır. Halide Edip Adıvar romanlarında genel olarak gördüğümüz olay örgüsü bu romanda kadın kahraman etrafında gelişmiyor. Tam tersine buradaki olaylar örgüsünü anlamamıza yardım etmek üzere her türlü ortama girip çıkıyor.
Özet
Padişah Abdülhamit Han devrinde İstanbul’da bir kenar mahalle semti. Bu semtte yaşayan İmam ve onun güzel, biricik kızı Emine ile bakkal Tevfik arasında bir aşk filizlenir. Babasının karşı çıkmasına rağmen Emine bu sanatçı ruhlu gence âşık olur. Her ikisinin de gözü aşklarından başka bir şey görmez. Babasının bütün itirazlarına rağmen Tevfik ile evlenir. Birlikte bakkalı işletmeye başlarlar. Ama Tevfik sorumsuz ve rahat bir adamdır. Karagöz kuklaları yapıp hiciv içerikli gölge oyunları sahneler. Aynı zamanda orta oyunu oynar. Karısı maalesef bunları anlayışla karşılamaz. Zamanla evlilikleri içinden çıkılmaz bir hal alır ve ayrılırlar. Emine babasının yanına döner. İmamın da kışkırtmasıyla Kız Tevfik yaptığı şaklabanlıklar yüzünden semtten kovulur.
Emine hamile olduğunu anlar ve 8 ay sonra bir kız çocuğu dünyaya getirir. Kızının adını Rabia koyar. Rabia sanatsal yeteneklerini babasından inat ve basiretini annesinden almıştır. Dedesinin isteği ile hafız olarak yetiştirilir. Rabia’nın sesinin güzelliği Kibar Konak’a kadar ulaşır. Bir mevlit programı için konağa davet edilen Rabia o kadar çok beğenilir ki konağa kapılanır. Konağın sahibi olan Selim Paşa’nın hanımı her türden sanat ve görüşe himayecilik yapmaktadır. İtalyan piyanist Pregrini ve Mevlevi dedesi Vehbi Dede de himaye ettikleri arasında yerlerini alır. Rabia konakta Pregrini’ye âşık olur. Rabia zamanla büyür ve gelişir. Bu arada da babası sürgünden döner. Rabia babasıyla yaşamak üzere yanına taşınır. Annesi bu duruma çok sinirlenir. Her namazında Rabia’ya beddua eder.
Rabia babası ve cüce Rakım amcasıyla birlikte karagöz oyunları tasarlayarak çok güzel vakit geçirir. Hayatında hiç bu kadar mutlu olmadığını düşünmektedir. Bu arada Selim Paşa’nın oğlu Hilmi Ve Jön Türkler için kadın kılığına girip postaneden evrak alırken yakalanır. Hapse atılır. İşkence görür. Selim Paşa’nın oğlu Hilmi ile birlikte Şam’a sürgüne gönderilir.
Rabia babasını yokluğunda Cüce Rakım ile birlikte bakkalı işletmeye devam eder. Konaklarda gezerek mevlit mukabele okumaya devam eder. Böylece ünü bütün İstanbul’a yayılır. Şehzade konağında dahi mevlit okur. Burada eski arkadaşı Kanarya ile karşılaşır. Kendisine âşık olan Pregrini Vehbi Dede’nin yardım ve yönlendirmesiyle Müslüman olur. Osman adını alır. Vehbi Dede sayesinde Rabia ile evlenir. Dükkânın üstündeki evi onarırlar ve orada yaşamaya başlarlar zaten Rabia’nın annesi ve dedesi de ölmüştür artık. Rabia çok zor bir sezaryen ile bir oğlu olur. Bu olaydan birkaç yıl sonra ilan edilen Meşrutiyet sayesinde sürgündekiler kahraman olur. Kız Tevfik de yurda döner. Kendisini karşılayan kalabalığın arasında kendisine işkence yapan o zaptiyenin olduğunu görür ve sinirlenir. Ama devir artık sürgündekilerin devridir. Dünün hainleri bugünün kahramanları olmuştur.
Saftrik Greg’in Günlüğü 2- Rodrick Kuralları