Yazarı :

İrlandalı yazar Emma Donoghue tarafından kurgulanmış bu romanda saf ve katıksız bir sevgiyi bulacaksınız. Başladıktan sonra elinizden bırakmanızın pek imkân dâhilinde olduğunu sanmıyorum. Neredeyse soluksuz olarak okuduğum romanda her bir sayfadan sonra ne geleceğini merak ederek kitabın sonuna geliyorsunuz.

Son derece sürükleyici bir anlatımla sizi içine çeken hikaye, bir tutsaklığın son bulmasını ve ardından yaşanan travmanın yaşattığı duyguları okuyucuya birebir geçiriyor. Küçük bir odanın içinde yaşayan anne ve oğulun günlük yaşamlarına tanık oluyorsunuz önce. Ne olduğunu anlayabilmek ancak Pazar ziyaretçisinin ikinci gelişinden sonra mümkün oluyor.

Dünyalarının bu küçücük odadan ibaret olmadığını 5 yaşındaki Jack tarafından da anlaşılması, biraz zaman alıyor. Annesi artık bu esaretten kurtulmakesaretten kurtulmak istediğini ve sadece Jack sayesinde bunun mümkün olabileceğini oğluna anlattığında Jack hem korkuyor hem de meraklanıyor.

İlk seferinde yaptıkları plan işlemeyince annesi 2. Bir plan yapıyor. Bu plan sayesinde kurtulmayı başaran Jack, polisin inanılmaz dehası sayesinde annesini de kurtarmayı başarıyor. Birlikte hastanede kalıyorlar bir süre. Ama annesi evine gitmek istiyor. Eski odasını ve eşyalarını görünce kaybettikleri ile ilgili düşüncelere dalıyor. Girdiği depresyondan çıkmakta zorlandığı bir sıra televizyondan gelen büyük bir meblağa karşılık röportaj verme teklifine olumlu yaklaşıyor.

Sunucunun sorduğu sorularla karşılaştığında anneliğini de sorgulamaya başlıyor. Annesinin bu çaresizliğini gören Jack çok üzülüyor. Gece uyandığında annesini yanında göremeyince onu aramak üzere yataktan kalkıyor. Annesini banyoda yere düşmüş halde bulunca ağlayarak anneannesini çağırıyor ve annesinin hayatını bir kez daha kurtarıyor.

En Çok Okunan Kitaplar :  Küçük, Tatlı Yalanlar

Dünyada Yer Çok, Zaman Az
Hastaneye kaldırılan annesi hastaneden uzun bir süre boyunca çıkamayınca saçlarını keserek ona gönderiyor. Böylece normal hayata uyum sağlamaya da başlıyor. Annesi de bir süre sonra eve geldiğinde Jack çok mutlu oluyor. Artık o kadar normal olmasa da komşu çocukları ile oynamaya diğer insanlarla ve hayvanlarla iletişim kurmaya başlıyor. Böylece kendi deyimiyle dünyaya alışmaya çalışıyor. “Dünyada yer çok o yüzden zaman az”, “zaman az olduğu için her yerde ince bir tabaka halinde sürünüp gidiyor” gibi tespitlerle ilk defa dünyaya çıkan bir insanın yaşadığı duyguları bize çok güzel ve çocuksu bir dille anlatıyor.

Kitabın sonunda Jack, annesini ikna ediyor ve oda ile vedalaşmak üzere o yere gidiyorlar. Odanın hatırladığı gibi olmaması ile hayal kırıklığını gizleyemese de her bir eşya ile tek tek vedalaşıyor. Bu şekilde son bulan hikâyede herkes kendi küçük dünyası ile ilgili dersler çıkarabilir.
Küçük dünyanızdan ve konfor alanızdan çıkmadığınız sürece dışarıda sizi bekleyen o müthiş dünyadan haberiniz dahi olmayacağı yönündeki dersi kendi adıma aldığımı itiraf ediyorum. Ancak sizlerin de Oda isimli romandaki bu kurgudan kendi kişisel alanlarınızla ilgili alacağınız farklı mesajlar olabilir.