Yazarı :Jonathan Livingston

Farklı olmak, hayalleri olmak ve bunları yaşamaktan korkmamak adına yazılmış en anlamlı kitaplardan biridir Martı.
Martı Jonathan Livingston sürüdeki diğer martılar gibi düşünmez. Aklı sadece karın doyurmak için yapacağı uçuştan çok başka yerlerdedir. Daha yükseğe uçmak ve oradan aşağıya güvenle süzülebilmek için çalışmalar yapar. Ailesi bile yaptıklarına bir anlam veremez. Tam tersi üzüntülerini her fırsatta dile getirirler. Sürüden farklı olmak, onlar gibi davranmamak Jonathan’ın başına iş açacaktır.

Bir gece yine yaptığı sayısız yüksek uçuş denemelerinin sonuncusunda denizin dibine doğru çekildiğini hisseder. Kendine gelip yüzeye çıkmaya çalışır. Bu sırada diğerleri gibi olmaya karar vermiştir. Ama yüzeye çıktığında ıslanmış olan kanatların toplanıp küçülmesiyle çok daha yükseğe uçtuğunu fark eder. Artık uçmanın inceliklerini çözmüş, yaptığı hatanın farkına varmıştır.
Her gün bir öncekinden iki kat daha yükseğe uçmayı dener ve başarır. Çünkü işin mantığını çözmüştür. Yine çalışmalarından birini gerçekleştirdiği sırada sürüsüne neredeyse çarpmak üzereyken son anda kurtulur. Hiç çıkmadığı yüksekliğe çıkmayı da bu esnada başarır. Akşam kıyıya döndüğünde martı kurultayı meydanda toplanmıştır. Jonathan’ın adını haykırarak ortaya çağırırlar. Utanç içinde olduğunu ve sürüden dışlandığını bildiriler. Jonathan kendini anlatmaya çalışsa da kimse O’nu dinlemez.
Umutsuzluk ve kırgınlıkla kendini gökyüzüne bırakır. Birden yanında iki martı belirir. Bunlar da Jonathan’ın çıktığı yüksekliğe çıkabilmişlerdir. Jonathan onları çeşitli hareketlerle sınar. Bütün hepsini yaparlar. Farkına bile varmadan martı Jonathan’ı başka bir dünyaya götürürler. Burada kimse konuşmaz. Ama herkes birbirini anlar. Telepati kurmayı zamanla öğrenir. Kendi eğitimini üstlenen Sullivan ile bir sabah eğitimi sırasında nerede olduğu konusunda sorgulamalar yapmaya başlar.
Zamanla buranın dışlanmış ama özel yetenekleri olan martılar için bir sığınak olduğunu fark eder. Ama her şeyden tecrit edilmiş bu cennet ötesi diyarda ulaşabileceği her türlü bilgiye ulaşmayı başarır.
Sadece düşünce gücüyle istediği zaman ve diyara gidebilmek ve bilinen bilinmeyen bütün uçuş teknikleri Jonathan için basit yetenekler olmuştur. Bir öğrenci olarak geldiği yerde en usta öğretmen olmuştur. Ancak o’nun aklı Dünya’daki sürüsündedir.

Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz

Nihayet Dünya’ya döner. Gökyüzünde uçarken yanında bir martı belirir. Martı Fletcher konseyde uçarak takla attığı için sürüden kovulmuştur. Uzak kayalara sürüldüğü için üzgün ve kırgındır. Birden Jonathan’ı yanında görünce çok şaşırır. Birlikte Uzak Kayalara giderler. Burada uçuş derslerine devam ederler. Jonathan’ın 7 adet öğrencisi olur. Öğrencileri ile birlikte sürüye dönme kararı alır Jonathan. Görkemli bir inişle Kurultay meydanında dizilirler. Daha sonraki günlerde eğitimlerine devam ederler. Fakat sürünün başkanı herhangi bir sürü üyesinin onlara bakmasını ve konuşmasını yasaklar. Buna rağmen merakına yenilen Terrence Ewell sorular sorar. Sorar sormaz lanetlenerek sürüden atılır. Artık 8 öğrencisi vardır Jonathan’ın. Bir başka akşam kanadını sürüyerek gelen Kirk Maynard uçmak istediğini söyler. İlk çalışmalarında uçmanın beyin ile yapıldığını kavrar ve uçmaya başlar.
Zamanla yeni öğrenciler de katılır aralarına. Sıra dışı martı öğrenci grubu büyüdükçe büyümektedir artık. Daha farklı bir amaç için dünyaya geldiğine inanan ve diğerlerine benzemeyenlerin sayısı arttıkça artar. Bir gün martı Fletcher uçarken karşısına çıkan anne ve yavru martıya çarpmamak için kayaya çarpar. Kayaya çarptım zannederken kayanın yanına düştüğünü fark eder. Başında Jonathan duruyordur. Artık olgunlaştığını ve baş eğitmen olmaya hazır olduğunu söyler O’na. Ama isterse cennete kaygısız ve huzurlu bir hayata da gidebilmek gibi bir seçenek de sunar. Amacı artık usta bir eğitmen olan Fletcher’a sürüdeki farklı olanları emanet edip başka sürülere rehber olmaya kanatlanmaktır. Fletcher bu teklifi büyük bir onurla kabul eder. Ustasını uğurlarken aslında yakında başka bir diyarda buluşacaklarını biliyordur.