Yazarı :Nejat Bozkurt

Alman düşünürü Immanuel Kant (1724-1804), hiç ayrılmadığı Koenigsberg kentinin üniversitesinden tanrıbilimin yanısıra felsefe okudu; tekdüze ve sakin günlerini özel derslerine, yine aynı üniversitedeki öğretimine ve kendi anıtsal yapıtlarına adadı. Rouseau ve Humeun da etkileriyle Kant, kendi sistemini oluşturmak üzere, insan aklının sınırları, bilimlerin kesinliği, metafiziğin yapısı e niteliği, insan sorunları gibi konular üzerine eğilmiş, bu alanlarda yayımladığı çeşitli yapıtlarda çözümler önermiştir. Kurucusu olduğu Kristisizm ile, teorik felsefe alanında egemen olan Akılcılık ve bilim felsefesi alanında egemen olan Deneyciliğin uzlaştırıcı bir yorumla aşılmasına yöneldi. Coğrafyadan matematiğe, fizikten genel felsefeye uzanan evrensel kültürü ile Kant, batı felsefesini kökten bir değişime uğratmıştır. O, insanın bilgi, eylem ve duygu olarak belli başlı boyutlarını tam bir sistem halinde ele alıp bütünleştirmeye girişen ender filozoflardan biridir. Kendisinden sonra gelen Klasik Kantçılar, Kant sonrası Romantik Filozoflar ve XIX. yüzyılda ortaya çıkan Yeni Kantçılar değişik anlayışlar içinde, ama aynı yolda yürümüşlerdir. Günümüz felsefesini de etkilemeyi sürdüren Kantın pek çok yapıtı arasından yalnızca şu üç büyük Kritiğini sayalım: Katkısız Aklın Eleştirisi, Pratik Aklın Eleştirisi, Yargıgücünün Eleştirisi.

En Çok Okunan Kitaplar :  Ayrılık