Emekli Öğretmen | PDF Kütüphanesi PDF e kitap indir | PDF Kütüphanesi

Posts by Emekli Öğretmen

Vanya Dayı- Özet-Anton Cehov

Yazarı :

Anton Çehov

Anton Çehov’un Martı adlı oyunundan sonra en çok ilgi çeken tiyatro oyunu Vanya Dayı olmuştur. Çehov öykü anlayışını oyunlarına da yansıtan yazar Çarlık Rusya’sından dönüşümü konu alan oyunlar kaleme almıştır. Bundan başka Vişne Bahçesi, Üç Kız Kardeş adlı oyunları da vardır. Ancak en çok eliği çekenler, Martı ve Vanya Dayı olmuştur. Vişne Bahçesi, komedi tarzında bir hiciv eseri olmasının yanında yine çarlık Rusya’sının yıkılışına ve yeni düzenin gelişine atıfta bulunmaktadır. kitabın pdf ve e-pup olarak yayınlanmış halleri de bulunmaktadır.

Özet – Vanya Dayı

Profesör Serebriyakov emekli olduktan sonra ölen eski karısından miras olarak kalmış bir çiftlik evine gelir. Gelirken yanında çiçeği burnunda yeni karısını da getirmiştir. Bir köyde bulunan 26 odalı malikâneye sahip olan çiftlik evinde yaşamaya karar verirler.

Profesör Serebriyakov, insan ilişkilerinde eskisi gibi olmadığından gittikçe kabuğuna çekilir. Sağlığı da bozulmaya başladığı için insan ilişkilerinde de son derece çekimser davranmaktadır. İlk evliliğinden olan kızı Sonya, olaylara ve insanlara karşı bir çocuk saflığıyla bakmaktadır.

Vanya Dayı ise Profesörün ölen eşinin erkek kardeşidir. Yıllarca çiftliğin bütün idaresini üzerine almış kazandığı paranın büyük bir kısmını eniştesine göndermiştir. Eniştesi de bu parayla rahat bir hayat yaşamış ve akademik kariyerini yükseltmiştir. Profesör olduktan sonra yaşının da kemale ermesiyle köye dönünce düzen bozulur. Vanya, profesörün yıllardır onun için çalışmasını takdir edeceğini ve çok güzel günler geçireceklerini düşünür. Ama hiçbir şey düşündüğü gibi olmayacak ve profesör kendini odasına kapatarak projeleri üzerinde çalışır. Vanya ve çiftlik çalışanları ile hiç ilgilenmez.

Vanya Dayı, Annesi Marya ve diğer çalışanlarla birlikte yıllardır bin bir emekle imar ettiği çiftliğin düzeninin bozulmasından rahatsız olur. Üstelik profesörün genç ve güzel karısına âşık olur. Ancak kadın da Doktor Astrov’a âşık olur. Vanya’nın yeğeni Sonya da doktora âşıktır. Sonya, üvey annesi ile kendini kıyaslar ve doktorla pek bir şansı olmadığını fark eder.

Profesör Srebriyakov, köy ve çiftlik hayatından umduğunu bulmamış, malikâneyi satmaya karar vermiştir. Ancak malikânenin satılmasına Vanya Dayı karşı çıkar ve profesörü öldürmekle tehdit eder.  Sonunda profesör genç eşini de alarak, başka bir yere taşınır.

Onların taşınmasıyla çiftlikte ve malikânede her şey eski düzenine geri döner. Bu sayede Vanya Dayı ve diğer çalışanlar huzurlu ve güvenli hayatlarına geri dönerler.

yeşil-deniz-kabuğu

Yeşil Deniz Kabuğu-Özet-Sarah Jio

Yazarı :

Sarah Jio

Sarah Jio, yine harka bir aşk romanı yazmış. Yeşil Deniz Kabuğu Türkçe olarak yayınlandığından beri hayranlarıyla buluşuyor. Bu romanı kurken yanınızdan mendilinizi asla ayırmayın. Geçmiş ile şimdiki yaşamlarını harmanlayarak kahramanlarından kadın olanın diliyle anlatılan kitap en çok kadınlar tarafından okunuyor. İnternet okuyucuları için kitabın pdf formatı da bulunduğunu hatırlatalım. Aşk romanlarının hüzünlü bir sonla bitmesinden hoşlanmayanların bu kitap için söyleyebileceği tek şey sonuyla ilgili olabilir.  “keşke daha mutlu bir son olsaydı” diyebileceğiniz kadar hüzünlü bir sonu var maalesef.

Yeşil Deniz Kabuğu *  Özet

Kitabımızın kadın kahramanı Kailey, Seeatle’da bir gazete muhabirdir. Genellikle sosyal konularda farkındalık oluşturmak üzere yazılar yazmaktadır. Yine böyle bir konu üzerinde “evsizlerin barınağı mahiyetindeki bir yapının yıkılması ile ilgili” araştırma yaparken nişanlısıyla yemek dönüşünde bir evsizle karşılaşır.

Evsiz adamın yüzüne dikkatle baktığı sırada gördüğü karşısında şok adeta şok geçirir. Bu 12 yıl önce kaybolan sevgilisi Cade nin ta kendisidir. Uzun yıllardır izini aramış ama bir türlü bulamamıştı.

Tam 12 yıl önce ev arkadaşı ile kaldığı yıllara gitti birden düşünceleri. Ev arkadaşı ile beraber barda tanıştığı Cade’ e âşık olan Kailey ona numarasını vermişti. Adeta büyülenmiş gibiydi. Cade bir yetenek avcısıydı ve birlikte çok eğleniyorlardı. Cade çok komik ve romantik bir adamdı. Sarhoş oldukları bir gece her ikisi de omuzuna “daima” anlamına gelen Fransızca bir dövme yaptırmıştı.

Zamanla Cade ve ortağı fikirsel alanda ayrılmaya başladılar. Cade yeteneği kaybetmeye başlamıştı. Zaman içinde çok fazla içmeye ve kendine bakmamaya başladı. O kadar üzüldü ki ne yapacağını bilemez bir halde onu terk etti. Bir daha onu aramak istediğinde hiçbir yerde bulamadı.

Şimdi o kadar aradığı adam karşısında duruyordu. Cade, eski sevgilisini tanımamıştı. Zayıflamış ve bakımsız haliyle tıpkı bir evsiz gibiydi işte. O Kailey’in hayatını kurtarmıştı. Şimdi sıra ondaydı. O da eski sevgilisinin hayatını kurtaracaktı. Tekrar karşılaştıklarında ona yemek yedirdi. Ama üçüncü karşılaşmada Cade çok fena dövülmüştü. Beyin sarsıntısı geçirdiği için hafıza kaybı vardı. Klinikte tedavi görmeye başladı. Bazı şeyleri zamanla hatırlamaya başlaması omuzlarındaki dövmeyi görmesiyle oldu.

Bundan sonra ortağının onu denize ittiğini hatırladı. Böylece eski ortağı tutuklandı. Zamanla iyileşmeye başlamasıyla Kailey ‘e olan aşkını hatırladı ve tekrar beraber olmak istediğini söyledi. Arada kalan Kailey ne yapacağına karar veremez. En sonunda Cade’yi tercih ederek nişanlısından ayrıldı.

Sade bir törenle evlenip deniz kenarında bir eve yerleştiler. Son derece huzurlu ve mutlu bir hayatları vardı. Bir gün Cade, bir sürprizle döneceğini söyleyerek çıktı ve geri dönmedi. Eve gelen telefondan sonra artık Cade’i tamamen kaybettiğini anladı. Cade’e hamile olduğunu bile söyleyememişti. Bir süre sonra eski nişanlısı ile evlenerek kızına baba olmasını sağladı. Aradan geçen yıllar Cade’i unutturmamış olsa da hayatına bir şekilde devam etti.

 

 

 

 

 

 

 

 

zima-mavisi

Zima Mavisi-Kitap Özeti- Alastair Reynolds

Yazarı :

Alastair Reynolds

Alastair Reynolds, Bilim kurgu türündeki kitapların dahi yazarı. Kendi kurgusuyla oluşturduğu kitaplarında bilim kurgunun en uç örneklerini bulabilirsiniz. Bu örnekleri psikoloji ve varoluşçu yaklaşımın teoremleriyle harmanlayan usta yazar artık Türkçe olarak da okunabilecek. Hatta İngilizce olarak yayınlanan pdfkitap formatındaki bu kitabının en çok spiritüel alanda iş yapan kimseler tarafından okunması da bir hayli ilgi çekici.

Alastair Reynolds tarafından yazılan pek çok kitabın içeriğinin kurgusu genelde bilim kurgu ağırlıklıdır. Zima Mavisi isimli kitabında da sonsuz yaşama sahip olmanın gerçeklerinden bahsediyor. İnsanoğlunun ölüm gerçeğini keşfettiğinden beri ölümsüzlüğün formülünü aramaktadır. Yazar, bu kitabında ölümsüzlüğün de aslında o kadar mutluluk verici bir şey olmadığını anlatmak için bilim kurgu örgüsünden yararlanmış.

Zima Mavisi-İnceleme

320 sayfalık bu ilk ciltte 8 adet öykü bulunuyor. 1-Kül Melekleri 2-Spirey(aslı Spirey ama maalesef zinaZima Mavisi 7-Enola 8- Gerçek Hikâye

Bu hikâyelerden 2 tanesi Netflix dizilerine konu açısından ilham olmuştur. Türkçe ye çevrilmesi sırasında editöryal hataları olsa da Türkçe olarak okumak da güzel. Çevirmen notlarını da yayınlasalar çok iyi olurdu ama sanırım bu konuda bir sorun oluşmuş.

Bu serinin devamı niteliğindeki 2. Kitap da hikâyelerden oluşmuştur. Onun da çevirisi raflarda yerini almış bulunmaktadır. Eğer alırsanız iki kitabı da okumanızı tavsiye etmekteyiz. Zima Mavisi kitabındaki hikâyeler, insanlık ve geleceği ile ilgili iyimser bir yaklaşımı benimseyerek felaketler, savaşlar ve kozmik felaketlerin olmasının normal olduğunu ve bütün bunlara rağmen insanlığın süreceğini ön planda tutuyor. Umudunu kaybetmemek üzerine kurgulanmış hikâyelerle bilim kurgu denizinde yüzmek isteyenlere özel olarak yazılmış bu romanları bir solukta okuyacaksınız.

Zima Mavisi-Özet

Zima Mavisi bir makine mühendisinin havuz kenarlarını temizlemek üzere geliştirdiği bir robotla başlıyor. Bu robotu çok seven sahibi daha da geliştiriyor ve farklı özellikler ekleyerek zaman içinde insansı bir hale dönüşüyor. Sahibi öldükten sonra da kendini geliştirmeye devam eden robot artık zengin ve duyguları olan insan görünümlü bir robot oluyor.

Zamanla sanat konusunda da o kadar önemli bir yere gelen Zima resimleriyle herkesi kendine hayran bırakır. Her resmine koyduğu mavi bir nokta vardır. Resimlerini bu şekilde imzalar. Zaman içerisinde bu mavi renk büyür büyür ve en sonunda resimlerinin neredeyse tamamını kaplar.

Zima, en büyük sanat gösterisini yapmak üzere kalabalık bir grubu toplar. Toplanan insanların önünde onu insan olarak gösteren şeyleri çıkarır ve aslında insan olmadığını bir robot olduğunu gösterir. Sonra kendini havuza atar bir şekilde sonradan eklenen her türlü eklentiden sıyrılır. En sonunda ilk yapılma amacına uygun olan kadarı kalır. Yani bir havuz kenarı temizleme robotu olur. Resimlerindeki o mavi renk de havuz kenarında bulunan mavi fayansların rengidir.

Zima aslına dönerek mutluluğu bulur. Burada spiritüel alana yönlendiren kişiler aslına dönmenin mutluluğunu merkeze almaktadır. Verdiği bu mesaj sayesinde insanların aslına dönmesinin, içine dönmesinin verdiği huzurla yaşamlarında mutluluğu yakalayacakları odağını yakalamaktadır.

kaçak

Kaçak-Kitap Özeti-Orhan Kemal

Yazarı :

Orhan Kemal

Kaçak, Orhan Kemal’in Hanım’ın Çiftliği romanının devamı niteliğinde yazmış olduğu bir romandır. Genelde Adana ve civarında geçen romanlar yazan Orhan Kemal’in bu romanı da bu coğrafyada geçmektedir.

Türk edebiyatının toplumsal romanlar konusunda duayenleri arasında olan Orhan Kemal özellikle bu serisini gerek kullandığı akıcı dil, gerekse usta bir romancı olmanın verdiği özgüvenle yazmıştır. İşte bu sayede de Türk Edebiyatı içinde mihenk taşı sayılabilecek roman serisi olmaya hak kazanmıştır. Kitap serisinin pdf formatında ve e-pup kitap olarak yayınlanmış formatları mevcuttur.

Kaçak-Kitap Özeti

Hacer, zor bir çocukluktan sonra evlendiği kocası tarafından da terk edilen talihsiz, genç bir kadındır. Üvey babası tarafından taciz edilen küçük kız ev sahipleri tarafından namuslu bir insan olarak yetiştirilir. Zamanla evlenir ve Hüseyin adında bir oğlu olur. Her şey yolunda giderken kocası daha fazla para kazanmak için gurbete gider.

Kocası 7 yıl önce ekmek parası için birkaç yıl için gittiği gurbetten daha dönmemiştir. Belki de hiç dönmeyeceği düşüncesi, yüreğine bir bıçak gibi saplansa da oğlu için hayatına devam etmek zorundadır. Otel çamaşırlarını ve bekâr çamaşırlarını yıkayarak geçimini sağlamaktadır. Bir gece yine çamaşır yıkamakla uğraşırken bir taraftan da kocasını düşünmektedir. Aklı kocasının hayali ile dolu bir halde yanakları kıpkırmızı bir haldeyken kapısına yaralı bir adam dayanır.

Adam kanlılarından kaçtığını söyleyerek kadına kendisini evine alması için yalvarır. Oğluna bir zarar geleceğinden endişe etse de Hacer, Habib’in heybetinden ve hikâyesinden etkilenerek onu saklamayı kabul eder. Tavan arasında saklanan Habib ile zamanla aralarında bir yakınlaşma doğar. Hacer 7 yıldır kocasız kalan genç ve güzel sayılabilecek bir kadındır. Oğlu da baba hasretiyle yanmaktadır. Bu iki insan için Habib, ailenin eksik parçasının tamamlanmış halidir. Kaçak adeta hayatlarının eksik yanının tamamlanması, dualarının cevabı olarak Allah tarafından gönderilmiştir.

Hacer’in bir de belalısı vardır ki ağanın yeğenidir. Adı Topal Duran olan bu serseri Hacer’le uğraşmaktadır. Hacer’in kocası gittiğinden beri arkasında dolanmaktadır. Hacer ona yüz vermedikçe daha da delirir ve evine saldırır. Hacer, Topal Duran’ı şikâyet etmek üzere karakola gittiği sırada Habib’in Muzaffer Ağa’yı öldürdüğü için kaçak olduğunu, kanlılarının olmadığını öğrenir. Eve döndüğünde bunu Habib’e soran Hacer, artık gönlünü çalan bu adamı ihbar etmek şöyle dursun, beraber kaçma planları yapmaya başlar. Kaçacakları günden bir gece önce Topal Duran Hacer’in evini basar ama Hacer onu bıçaklar. Hacer tutuklandıktan sonra mahallede kahraman olmuştur artık. Nefsi müdafaa olduğuna kanaat getirilerek salıverilir.

Bir gün öncesinde evi satmışlardır ve artık birlikte kaçma planını harekete geçirirler. Ancak Hacer’in oğlu Hüseyin, komşuları ve düşmanları olan Şerife’ye Habib’in varlığından bahseder. Şerife jandarmaya şikâyet eder ve eve baskın verirler. Ancak Habib çoktan kaçmış ve gitmiştir. Evde Kaçak olan kimseyi bulamayan Jandarma geri döner.

İstanbul Hatırası-Ahmet Ümit –Kitap İncelemesi ve Özeti

Yazarı :

Günümüz yazarları arasında kitaplarının akıcı dili ve kurgusuyla dikkat çeken Ahmet Ümit’in en ses getiren eserlerinden biridir İstanbul Hatırası romanı. Polisiye roman özelliğindeki kitap kurgudaki olayların heyecanlı akışı içinde İstanbul’u büyülü tarihi hakkında da bilgiler verir. Okuyanları İstanbul’un eşsiz olduğuna bir kez daha inandırır.

 

Ahmet Ümit Kimdir?

 

Ahmet Ümit 1960 yılında Gaziantep’e dünyaya gelmiştir. Çok çocuklu bir ailede büyüyen yazar öğrencilik hayatını doğunun farklı illerinde geçirmiştir. Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü okurken 80 darbesi sonrası siyasi öğrenci gruplarına katılmıştır. O dönem çıkan dergilerde “K. Yalçın” takma adıyla sol görüşü savunan yazılar ve şiirler yazmıştır. Kar Kokusu, Sokağın Zulası, Çıplak Ayaklıydı Gece, Bir Ses Böler Geceyi, Masal Masal İçinde, Sis ve Gece, Çiçekçinin Ölümü, Karanlıkta Koşanlar, Sultanı Öldürmek gibi eserler kaleme almıştır. Polisiye roman konusunda adından söz ettiren Ahmet Ümit’in bu kulvarda en çok okunan ve beğenilen kitabı İstanbul Hatırası’dır. Hatta pek çok kitap sitesi tarafından pdf formatında ve e-pup kitap olarak yayınlammıştır.

 

İstanbul Hatırası Kitap Özeti

Eşi ve kızı suikaste kurban giden Başkomiser Nevzat kitabın ana karakteridir. Bir cinayeti aydınlatması için ekibiyle görevlendirilir. Fakat bunun bir dizi cinayetler zinciri olduğu ortaya çıkar. İlk vaka Sarayburnu’nda Atatürk Heykeli’nin önüne elleri bağlı şekilde bırakılan avucunda eski Bizans sikkesi olan bir cesettir. Öldürülen kişi Arkeolog Profesor Necdet Denizel’dir. Başkomiser Nevzat bu vakayı araştırırken ikinci cinayet haberi gelir. Bu kez Çemberlitaş’ta yine elleri aynı şekilde bağlı avucunda Konstantin sikkesi bulunan Şehir Planlamacısı Mukadder Kınacı’nın cesedi bulunur.

 

Üçüncü cinayetin kurbanı Gazeteci Şadan Durucu’nun cesedi avucunda II. Teodisius sikkesi ile Altınkapı’da bulunur. Başkomiser Nevzat ve ekibi maktullerin ellerinin yukarıdan bağlanarak özellikle hep aynı noktayı işaret ettiğini fark eder. Aynı zamanda avuçlarına bırakılan sikkelerin anlamını araştırırlar. Ekip vakalarla ilgili birçok kişiyi sorguya çekmesine rağmen sonuç alamamıştır. Bu arada Nevzat günün stresinden uzaklaşmak ve kafa dağıtmak için çocukluk arkadaşları Demir ve Yekta ile vakit geçirir. Demir’in veteriner polikliniği vardır. Yekta da mimardır. Yekta’nın eşi ve oğlu üzerlerine bir duvarın yıkılması sonucu ölmüşlerdir. Bir de Nevzat’ın hayatında Evgenia adında Rum bir kadın vardır.

 

Sırlar sarmalı devam ederken dördüncü cinayet haberi gelir. Mimar Teoman Akkan’ın cesedi Ayasofya’da avucunda Jüstinyen sikkesi ile bulunur. Bu cinayetten sonra görgü tanıkları ortaya çıkar. Cesetleri bırakanların beyaz bir minibüs kullandığı bilgisi ekibi hızlandırır.

Beşinci vakada eski Belediye Başkan Yardımcısı Fazlı Gümüş’ün cesedi yine aynı şekilde Fatih Sultan Mehmet sikkesi ile bulunur. Fakat vücudu parçalara ayrılarak Fatih Camii ve Topkapı Sarayı’na bırakılmıştır. Bu arada cinayetler medyayı ayağa kaldırmıştır.

Altıncı ceset avukat Hakan Yamalı’ya aittir. Avucunda Kanuni Sultan Süleyman Sikkesi ile Süleymaniye’de bulunur.

 

Başkomiser Nevzat sikkelerin bir tarihsel örüntüye göre bırakılmasından yola çıkarak sonraki cesedin tekrar Sarayburnu Atatürk Heykeli önüne bırakılacağı tahmininde bulunur. Katilleri suç üstü yakalamak isteyen Nevzat ekibiyle beraber Atatürk Heykeli’ne gider. Turizmci Adem Yezdan’ın cesedini bırakmaya gelenlerin arkadaşları Demir ve Yekta olmasına inanamaz. Eşi ve çocuğunun ölmesine sebep olan duvarın sorumlularını bir bir öldürerek intikam almaya çalışan Yekta’nın işlediği cinayetlerde Demir ona yardım etmiştir. Bir polisi rehin alan Demir vurularak öldürülür. Yekta olay yerinden kaçar. Nevzat onu eşi ve oğlunun mezarında bulur. İkna etmeye çalışır fakat Yekta orada intihar eder.

 

İstanbul Hatırası Kitap Analizi

 

İstanbul Hatırası, seri cinayetler zinciri üzerine kurgulanan sürükleyici bir polisiye romandır. Yalnız diğer polisiye romanlardan ayrıldığı güzel bir ayrıntı vardır. Yazar her cinayetten sonra cesedin elindeki antik sikkeden yola çıkarak okuyucuyu tarihin sayfalarına götürür. İstanbul’un tarihi hakkında bilgiler verirken okuyucuyu sıkmadan o dönemin ruhunu yaşatmayı başarır. Yazarın betimlediği bir tarihsel olayı okurken efsunlu bir şekilde kendinizi o döneme dönmüş gibi hissedebilirsiniz.

 

Kitapta, yazar sade ve anlaşılır bir dil kullanmış ve üçüncü kişinin anlatımıyla kaleme almıştır. Edebi yönden bakıldığında yazar edebi sanatlara pek yer vermemiştir. Şeffaflık ve yalınlığı tercih etmiştir. Öyleki zaman zaman karakterler arasında gündelik konuşmalara yer vererek kitabı okuyucuya yakınlaştırmak istemiştir. Okuyucunun polisiye romanlarda aradığı merak, kuşku ve karmaşa durumu kitapta başarıyla ele alınmıştır. Üst üste gelen cinayetler arasında uzun süre ortak bir ipucu bulunamaması merakı arttırmaktadır. Zaten kitabın son kısmı olan çözümleme bölümüne gelene kadar da okur katiller hakkında bir tahminde bulunamaz.

 

Katillerin Başkomiser Nevzat’ın çocukluk arkadaşları çıktığı kitabın son bölümü okuyucuya aniden beklenmedik gelişmeler sunmaktadır. Aşk, dostluk, kayıp, ölüm ve hayalkırıklığı gibi olguları ele alan İstanbul Hatırası kitabı polisiye kitapseverlere önerilmesi gereken başarılı bir eserdir.

 

 

kaos

Kaos (Dağınıklığın Hayatlarımızı Değiştirme Gücü )- İnceleme- Tim Harford

Yazarı :

Kaos Dağınıklığın Hayatlarımızı Değiştirme Gücü- İnceleme- Tim Harford
Bazı insan için hayatındaki düzen ve intizam çok önemlidir. Günlük rutinlerinin değişmesi ile hayatın içinde kaybolmuş gibi olurlar. Ama dünya üzerindeki en başarılı inşalar genelleme yapıldığında dağınık ve rutini olmayan insanlardır.
Kaos kitabının bölümleri arasında bu başarının bağlandığı asıl nedenler sıralanmış ve açıklanmış. Bu bölümleri sırasıyla inceleyecek olursak ilk olarak “Yaratıcılık” üzerinde durmuş yazar. En başarılı olan bilim insanlarının en çok alan değişikliği gerçekleştirenlerden çıktığı gerçeğini keşfeden davranış bilimciler, bunun nedeni üzerinde durdular. Alan değişikliği yapan bilim insanlarının yeni girdiği alanda çok daha farklı bir bakış açısı kazanarak üstlendiği misyonla hareket ettikleri keşfine vardılar. Bu yeni bakış açısı sayesinde daha farklı bir öngörüsü olan bilim insanları daha üretken ve başarılı oluyorlar.
Diğer insanlar için de geçerli olabilecek bu durum, belki de başarılı olmanın önündeki ilk engeli kaldıracak olan itici kuvvet olabilir. Zincirlerden kurtulup gözlerinizi açabilmenizi sağlayan bu durumda tek yapmanız gereken etrafa dikkatle bakmak. Kaos e-kitap olarak ve pdf formatında da yayınlanmış bulunmaktadır. Bu kitaptaki bilgileri merak edenler daha ayrıntılı olarak okumak isterse epup kitap olarak okuma şansına sahipler.
İkinci olarak ise “İşbirliği” yapmanın önemine değinmiş. Aynı düşünceye sahip olan insanların her zaman aynı yerde takılıp kalacağı ile ilgili olan görüşün doğruluğunu kanıtlıyor adeta. Problem çözme konusundaki yetenekleri farklı olan kişilerin birlşkte çalışması ile tek bir kişinin bir problem üzerinde harcayacağı zaman farklıdır. Hatta problemi çözme konusundaki başarıları da farklı olacaktır.
Üçüncü olarak “doğaçlama” üzerinde durulmuş. Doğaçlama yaparken beyin kontrol mekanizmasını devre dışı bırakarak o anda kendi içinden geldiği gibi ya da çevre uyaranlara göre düşünmeye başlıyor. Buna göre hareket etmek ise bazen riskli olabilir. Çünkü gün içinde insanları yumruklamamızı engelleyen otokontrol mekanizmamızı da baskılamış oluyoruz. Kaos teorisyenleri asla bunu tavsiye etmez. Oysa olaylar ve durumlar karşısında aslında bazen kontrol mekanizmasını devre dışı bırakmak ve doğaçlama yapmak yaratıcının bizi yönlendirmesine neden oluyor. Bu sayede daha üst bir akıl etkisinde daha fazla yaratıcı ve üretken oluyoruz. Bunun en güzel örneğini de yazar, Martin Luther King tarafından söylenen be tarihe kazınan “Bir hayalim var!” cümlesi ile başlayan konuşmasıyla vermiş.
Dördüncü olarak “Teşvik” gücünün hayatlarımızda başarılı olmamızı sağlayacağı üzerinde durulmuş. Wolkvagen araba şirketinin yaptığı emisyon ölçüm hilesi ve doktorlara uygulanan karne metodu üzerinde durulmuş. Bunların dar bakış açılarının ürünü olduğunu ve mutlaka onu şaşırtacak bir beklenmedik etken ortaya çıkacaktır. Bu nedenle hile yaparak günü kurtarmanın pahalı bir tercih olduğu ifade edilmiş.
Makineleşmeden kurtulmak ise 5. Başarı anahtarı ve kaos çıkış bileti olarak anlatılmış kitapta. Makinelerin kullanımının insanın zihnini kullanmasını engellediği üzerinde durulmuş. İnsanın şu anda kullandığı beyin kısmından çok daha fazla işlemi aynı anda yapabilen bir bilgisayarın yaptığı hatanın sonuçları da insan hatasının sonuçlarından çok daha yıkıcı olacaktır.
Dayanıklılık konusunda ise artırmanın yolları üzerinde durulmuş. En etkin yol olarak da çeşitlilik de karar kılınmış. Bu şekilde desteklenen hikayelerle oldukça ayrıntılı olarak savunulmuş.
Hayat ise yaşamdan alıntılar yaparak dağınık maaşların ve dağınık odaların aslında kendi içinde bir düzen ipucu barındırdığından bahsedilmiş. Başkasının dağınık masasında çalışmanın zorlukları yanında başkasına ait düzenli bir masada işleri sıraya koymanın zorluğu üzerinde durulmuş. Günlük planlarımızı çok güzel ve düzenli yapabiliriz ama elimizde olmayan nedenlerden bunlar bozulabilir. İşte bu noktada hayatın kendi içinde olan düzeni devreye girmektedir. Olayları akışına bırakan insan daha rahat olacağından Kaos sayılan problemleri daha kolay çözecek ve daha başarılı olacaktır. Ama olmayanlara hayıflanmakla ve plan dışında ne yapacağını bilemeyen şaşkınlıkla hareket etmek ise başarıya ket vuracaktır. Sonuç olarak tüm bu anahtarlara ve durumlara adapte olmayı becerebilen başarılı olabilir

bukalemun

Bukalemun (Çakal Avı )- İnceleme- Aslıhan Doğa

Yazarı :

Bukalemun (Çakal Avı )- İnceleme- Aslıhan Doğa
Yazar Aslıhan Doğa Bukalemun serisinin ilk kitabı Çakal Avı ile karşımızda. Kurgusu son derece iyi düşünülmüş ve anlatımı çok akıcı. Okuyucuyu adeta içine alıyor. Yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da kadın karakterler son derece dominant ve güçlü. Bu da okuyucuya geçen bir enerji ile tezahür ediyor.

Bukalemun-İnceleme

10 yaşında ailesinin ölümünün ardından Ağrılı isimli şahsın ailesinin yaşadığı konakta yaşamaya başlar. Adını gizli tutmak gerektiği için takma ismi “Dağlı” olarak çağrılır. 21 yaşında bir genç kız olduğunda hayatının son 11 yılında hem öksüz hem de yetim olarak büyümek zorunda kalır. Tüm yaşama amacı intikam almak üzerine kurulu olduğu için bu yönde yetiştirilir. Nüfusa dahi kayıtlı olmadığından devlet dahi varlığını bilmemektedir.
Gerekli olan eğitimleri aldığından ve intikamını alacağından emin olunduktan sonra İstanbul’a gelir. Burada can bağı ile bağlı olduğu ağabeyi Fırat tarafından desteklenmektedir. Fırat Ağrılı’nın oğludur. İntikamın kurgusu ve amacı Çakal’ı acılar içinde bırakarak ölümünü izlemektir.

Ancak Çakal’a ulaşmak bir o kadar zor bir maceradır. Çakal’ın oğlu olan Necip babasından daha psikopat yaratılışta bir adamdır. Dağlı ’ya Necip in devamlı olarak gittiği barda iş ayarlandıktan sonra başlayan aksiyon dolu sayfalar adeta bir film tadında. Hayal gücü geniş olanlar ve imgeleme sorunu olmayanların rahatlıkla zihninde canlandırabileceği bir anlatımla yazılan Bukalemun serisi ilk kitabının 588 sayfa olması okuyucunun gözünü korkuttuğuyla kalıyor. Çünkü olaylar öyle bir akıyor ki okumak ve okumak istiyorsunuz.
Hikâyenin devamının olacağını anlamış olsam da ne zaman gelecek diye sabırsızlıkla bekliyorum. Umarım yazar okuyucuyu fazla bekletmeden 2. Kitabı yayınlar. Böylece bu maceranın devamında neler olacağını öğrenmiş oluruz. Kitabın pdf formatı da yayınlanmış durumda olduğundan ulaşmak kolay.

Kitabın ana karakteri olan Dağlı oldukça güçlü bir karaktere sahip ve özgüveni yüksek bir kadın. Erkekler karşısında asla boyun eğmeyen yapısı ile geçmişe dönük anıların canlandığı sayfalarla adeta içine çekiyor ve kitap bittiğinde boşluk hissi yaşatıyor okuyucuya. Kitabın hemen her bir sayfası gizlerle ve bilinmezlerle dolu. Yaman’ın bakış açısıyla dünyaya bakarken bir taraftan da Dağlı’nın aksiyon sahnelerini okuyorsunuz.
6 kitaplık harika bir seri olacak olan Bukalemun serisinin diğerlerini heyecanla beklemekteyiz.

Umarız diğerleri de bu kadar lezzetle okunası olur. Okuyucuyu hayal kırıklığına uğratmayacağına inandığımız bu kitap serisiyle Dağlı ve onun dünyasına balıklama dalıyoruz. Aksiyon türü romanlardan hoşlananlar için nefis bir roman ve kesinlikle okunması tavsiye edilir.

kral-kaybederse

Kral Kaybederse- İnceleme- Gülseren Budayıcıoğlu

Yazarı :

Kral Kaybederse- İnceleme- Gülseren Budayıcıoğlu
Kral Kaybederse Gülseren Budayıcıoğlu isimli yazarımızın psikolog tecrübelerinden esinlenerek yazdığı gerçek bir yaşam hikâyesi. Daha önce de yazdığı bunun gibi birkaç kitabı bulunan yazar bu danışanlarının hikâyelerinden o kadar çok etkilenmiş ki kitaplar yazmış. Bu kitaplardaki isimler ve yerler o kadar değiştirilmiş ki kim olduğu ile ilgili en ufak bir bilgi kırıntısı kalmamış. Yani danışanların mahremiyetinin güvende kalmasına azami dikkat edilmiş.
Kral Kaybederse
Kitabın adının Kral Kaybederse olmasının nedeni kendini kral zanneden bir çapkının krallığını kaybetme hikâyesi olmasıyla bağlantılıdır. Kenan toplumda kadınların idealindeki erkektir. Başarılı bir iş adam, son derece yakışıklı ve karizmatik, iyi giyimli ve kültürlü bir erkektir. Hangi kadını isterse elde edebileceğine inanır. Bu bağlamda pek çok kadını elde etmiş ve sorasında terk edip onları acılar içinde bırakmıştır.
Gün gelir ve avcı olarak bir başka yaralı kuş düşürür tuzağına. Bu yaralı kuş onun sevgisine muhtaçtır. Kenan da içinde olmadığını zannettiği duyguların uyanışıyla şaşkına döner. Birlikte yaşamaya başlarlar. Bu sürede Kenan narsist kişiliğinden kurtulmaya başlar. Karşısındakine değer vermeye başladığını fark eder. Kadın kahramanımız da o yaralarının önce kabuk bağlamasını sonra iyileşmesini bekler. Yaraları iyileşince adeta metamorfoz geçirir.
Kralı bir soytarıya çevirmeye başlar farkında olmadan. Narsist Kenan da bu zamana kadar kadınlara çektirdiği acıların bedelini öder adeta. Roller değişmiştir artık. Kenan ilk defa daha önce ilişki yaşadığı kadınlarla empati kurma becerisi edinir. Bu aşkın ona bir ceza olduğuna hüküm verir. Ancak bu cezadan kurtulmayı da asla düşünmez. Avcı av olmuştur artık.
Kadın onu terk edince ne yapacağını bilemez. Kaybolmuş gibi hisseder kendini. Bir vesileyle psikiyatrist Gülseren Budayıcıoğlu ile tanışır. Bu kitabın oluşumu da böyle başlar. Yazarın notları, Kenan tarafından yazılan günlüğü ve kitabın kurgusu iç içe geçmiş halde yazılan bu kitabı okurken elinizden bırakamayacaksınız.
Kenan ve onun gibilerin toplumda az olmadığını düşünürsek özellikle genç kızların bu kitabı okumasını tavsiye ediyoruz. Ancak erkeklerin de okuması ibret almaları açısından faydalı olabilir. Hatta hayata ve kadınlara bakış açısının bile değişme ihtimali olabilir. Çünkü bu günkü davranışlarımızın temelini bulmamızı sağlayacaktır. Çocukluğunuzdaki yaşantınızda sizi etkileyen önemli olayları düşünmenizi ve bugünkü yaşamınıza etkilerini irdelemenizi sağlayabilir.
Yazarın anlatımı oldukça akıcı ve duygu geçişlerini çok güzel yansıtmış. Çok duygusal olmayanları dahi ağlatabilecek kadar etkileyici olduğu konusunda iddialı olmasa da okuyanların oldukça etkilendiği bir anlatımı var. kitabın pdf formatı da mevcut.Dileyen oradan da okuyabilir.
Kenan ve yaşadığı aşkla ihanet, erkek kadın ilişkisi, psikoloji psikoloji ve fedakârlık hepsi bir arada diyebileceğimiz duyguları ve durumları birlikte bulabilirsiniz. Gelecekte senaryolaştırılıp film haline gelirse ilk gösterimini kaçırmayacağınızdan şüphem yok. Kral Kaybederse isimli kitabı eğer birkaç sayfa okur sonra devam ederim diyerek başlarsanız yanılırsınız. Çünkü başlayınca bırakmanız oldukça zor olacak.

duygusal-adam

Duygusal Adam-İnceleme-Javier Marias

Yazarı :

Duygusal Adam-İnceleme-Javier Marias

İlk baskısını 1986 yılında gerçekleştiren El Hombre Sentimenal isimli eser dilimize Duygusal Adam adı ile çevrilmiştir. Javier Marias’ın beşinci kitabı olan bu eser saplantılı bir adamın aşk hikayesini anlatıyor.
Yapı Kredi Yayınları tarafından Türkçe baskısı yeni çıkartılan eserin çevirisini Neyyire Gül Işık gerçekleştirdi. 120 sayfalık kitap Türk kitapseverler tarafından ilgi ile karşılandı. Yapılan ilk yorumlar ise kitabın beğenildiğine dair. Beğeneceğinizi düşündüğümüz eseri bizlerde sizin inceledik.
İnceleme
Genç opera sanatçısının anlatımı şeklinde ilerleyen hikaye bir tren yolculuğunda başlıyor. Madrid’e yapılan bir seyahat esnasında genç sanatçı bir kadın ve iki adamla karşılaşmaktadır. Bu karşılaşma sonrasında bu kişilerin arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışır.

Yolculuk sonrasında otelde aynı kişiler ile karşılaşan genç sanatçı bu kişilerin zengin bir banker olan Hieronimo Manur, koruma Dato ve bankerin eşi Natalia olduğunu öğrenir. Banker Hieronimo eşi Natalia’yı saplantı derecesinde kıskanmaktadır. Ve çevredeki erkeklerin eşini rahatsız etmemeleri için Dato adındaki iri yarı korumayı tutmuştur.

Genç opera sanatçısı provaları sırasında Natalia ile tanışır ve onun güzelliğinden etkilenir. Ve ona karşı bir kadının hoşuna gidecek iltifatlar etmeye başlar. Fakat Natalia’yı adım adım takip eden Dato durumun farkına varır ve genç sanatçıyla Natalia arasındaki ilişkiyi patronu Hieronimo Manur’a anlatır. Bu ilişki karşısında çılgına dönen zengin banker adeta bir psikopata döner.

Duygusal Adam isimli kitabın anlatımında düş ve gerçek arası geçişler çok sık yapıldığı için okuyucu kitabın başlarında olay kurgusunu yakalamakta zorlanabilir. Fakat ilk 20 sayfadan sonra hem yazarın diline hem de olay kurgusuna alışılacağı için kendinizi içinden çıkılamayacak bir serüvenin içinde bulabilirsiniz. Kitabın pdf formatında yayınlanmış hali de bulunuyor. İsterseniz bu kitabı internetten de pdf oalrarak indirip okuyabilirsiniz.

Yaptığı psikolojik analizlerle okuyucunun içine dokunabilen yazar birçok yerde okuyucuları ters köşe yapmayı başarmış. Kullanılan dil üslubu biraz farklı gelse de belirli bir süreden sonra alışıyorsunuz.
Edebiyat eleştirmenleri Duygusal Adam ile ilgili olarak; “benzersiz bir üsluba sahip olduğu ve okuyucuya farklı keşiflerin kapısını açtığı” şeklinde yorumlarda bulunmuşlardır. Bunun yanında eserin “ahlaki ikiyüzlülüğü yok ettiği, iyi ve kötü arasında kâğıtların tekrar dağıtılması gerektiğini vurguluyor” şeklinde yorum yapan eleştirmenlerde mevcuttur.

ikigai

İkigai -Kitap İncelemesi-H. Garcia, F. Miralles

Yazarı :

İkigai Kitap İncelemesi

Ülkemizde bir araya gelinen ortamlarda konuşulan konular arasında ilk sıralarda yer alanı uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmenin nasıl olacağı hakkındadır. Genellikle bu muhabbetler doğal besleneceksin, en iyisi köyde temiz havada yaşayacaksın gibi sonuç cümleleriyle biter. İkigai kitabı tam olarak bu sorulara cevap vermek için yazılmış bir kitap. ayrıca kitabın pdf formatını internetten de bulup okuyabilirisniz.

Dünya geneline bakıldığında ortalama olarak en uzun yaşayanlar Japonlar arasında çıktığı görülmüştür. Bu milletin hem uzun hem de mutlu yaşama sırları hep merak edilegelmiştir. İkigai kitabı yazarları bu sırları ortaya çıkarmak için araştırmaya başlamış ve böyle bir eser ortaya çıkarmışlardır.

Öncelikle kitaba ismin de veren ikigai kelimesi bu sırrın merkez noktasıdır. Peki ne anlama gelir bu ikigai sözcüğü? Kitabın da ilk konusu olan bu sözcük kısaca yaşamak için sebep manasına gelmektedir. Emekli olmayı yasaklayan bu hayat felsefesine göre daima her şartta bir amaç uğruna yataktan kalkmak gerektiğini belirtir.
İkinci bölümde yaşlanmamak için bazı sırlar vermektedir. Bu sırlardan biri aslında hepimizin bildiği bir olgudur. Asla strese girmemektir. Günümüzde tam olarak ispatlanamasa da tüm hastalıkların neredeyse tamamının sebebi olan stresten uzak durmak gerekmektedir İkinci bir sır ise hareket etmektir. Daha fazla sır için kitaba başvurabilirsiniz.

Üçüncü bölümde ise ilk bölümde bahsedilen ikigai terimine geri dönülür. Uzun yaşamak için sahip olunması gereken ikigai bulmak için püf noktalarından bahseder.
Dördüncü bölümde ise insanların boş zamanlarında bile yaptıkları uğraşları kendilerini geliştirmesi gerektiğinden dem vurulur.

Beşinci bölüm ve altıncı bölüm belki de en merak edilen ve en sevilen bölümlerdir. Bundan önceki bölümlerde uzun yaşamanın sırlarını teorik olarak anlatılmıştır. Beşinci bölümde ise bizzat uzun yaşayan kişilerin fikirleri alınmaktadır. 111 yaşından 122 yaşına kadar 5 kişinin öğütleri yer almaktadır.

Altıncı bölümde ise ortalama olarak en uzun yaşayan kişilerin bulunduğu bölgeden öğütler yer almaktadır.
Yedinci bölüm ise dünyada en uzun yaşayan insanların yeme içme alışkanlıkları hakkındadır. Yeme alışkanlıklarından bahsedip egzersizden bahsetmeden olur mu? Sekizinci bölüm evde aletsiz yapılabilecek bazı uzak doğu egzersizlerini gösterir.

Dokuzuncu bölümde ise her hastalığın başı olan stresten, hayatın zorluklarına rağmen nasıl uzak durulabileceği hakkındadır.
Özetle, İkigai kitabı uzun ve mutlu yaşamın teorik olarak sırlarını vermenin yanında bizzat bunu başarmış kişilerin ağzından pratik örnekler sunmaktadır.

akşam-yıldızı

Akşam Yıldızı-İnceleme-İskender Pala

Yazarı :

Akşam Yıldızı-İnceleme-İskender Pala

Akşam Yıldızı İskender Palaİskender Pala tarafından yazılmış yazarın son kitabıdır. 2020 yılında basılmış olan kitap şuan 1.baskı ve 252 sayfadır. Kitap son yıllarda bütün dünyanın ilgisini çeken filmlere, belgesel ve araştırmalara konu olan yeni turizm odağı Göbeklitepe hakkında yazılmıştır. İskender Pala kitabın önsözünde Göbeklitepe ile ilgili araştırmalara yer vermiştir.

Yazar kitabının ön sözünde Göbeklitepe ile ilgili yapılan araştırmaların orijinal olmadığından bahsediyor. Yapılan araştırmaların ideolojik dünya görüşü ve inançların gölgesinde kaldığını vurguluyor.

İnceleme

Kitapta hikaye 12 bin yıl öncesinin Göbeklitepe’sinde geçmektedir. Saçı olmayan ve kaşları beyaz doğan bir bebeğin uğursuz sayıldığı için öldürülmesi olayıyla başlamaktadır. Kitapta ara ara resimlere yer verilmekte ve İskender Pala’nın usta betimlemeleriyle Göbeklitepe hakkında bilgi sahibi olmak mümkün.

Akşam Yıldızı sayfa sayısının az olması ve 20 bölüm ve akıcı bir uslupla yazılmış olması ile okuyucuyu yormadan kısa sürede bitebilecek bir kitaptır. Yazar hikayeyi uğursuz bebek öldürme töreninde meydana gelen yıkımdan sonra üç kişi ve bir hayvanın başından geçenlerle başlatmaktadır.

Kitap ana karakterleri olan Sarıca ile Çira’nın hikayesi okuyucuyu içine çekmektedir. Yazar karakterlerin hikayelerini dini ve mitolojik unsurlardan beslenerek oluşturmuş. Örneğin Sarıca ile Çira’nın Hz. Adem ve Havva ya da Leyla İle Mecnun esintileri bulmak mümkün.

Akşam Yıldızı, zıt unsurların birbiriyle savaşını hikayede çok güzel betimleyerek anlatmış. Savaş-barış, iyi-kötü, aşk-nefret zıtlıkların savaşına en başından şahit olan bir yıldız. Okuyucu Sarıca’nın kendini ararken bulduğu sembollerden anlamlar çıkarmasına şahit olmaktadır.

İskender Pala bir divan edebiyatı araştırmacı yazarıdır. Uzmanlık alanı böyle olunca eserlerindeki konularda genelde bu yönde tarihsellik içeriyor. Yazdığı eserlerde konunun geçtiği yer ve tarihi çok iyi betimlemeyi başaran yazar Akşam Yıldızı kitabında da aynı başarıyı sergilemiştir. Yakın bir zamanda kitabın pdf formatında internette yayınlanmasıyla daha çok okuyucuya ulaşması beklenmektedir.

Göbeklitepe’nin ait olduğu zaman dilimi 12 bin yıl öncesinin yerleşik hayata geçilmemiş zamanı. Kitapta ise yavaştan çiftçilikle uğraşan ve yerleşik düzene geçmeye başlayan insan topluluğu anlatılıyor. Tarih kaynakları o dönem hakkında henüz geniş bilgilere sahip değil. Buna rağmen yazar kitabında o dönemi çok başarılı bir şekilde betimlemiştir.

beni-ödülle-cezalandırma

Beni Ödülle Cezalandırma- İnceleme – Dr. Özgür Bolat

Yazarı :

Beni Ödülle Cezalandırma- İnceleme – Dr. Özgür Bolat
Beni Ödülle Cezalandırma isimli bu kitap bu güne kadar eğitimde kullanılan ödül ve ceza metodunu unutturmak için yazılmış adeta. Pek çok eğitim kuramını alaşağı etmenin derdine düşülerek verilen örneklerin olası sonuçları hep aynı. Bir tane davranışın yanlış olduğunu anlatabilmek için 18 tane örnekle anlatmış yazarımız Dr. Özgür Bolat. Haliyle tekrarlar ve anlamsız uzunlukta örnekler.

Sanki kitabı okuyan herkes belli bir zekâ düzeyinin altındaymışçasına sıkıcı bir anlatım. Oysa bu kitabın eğitimcileri ve tüm ebeveynleri hedef alması gerekiyordu. Hedef kitlesinde sanki ortalama zekânın altındaki anne babalar var gibi bir anlatım insanı adeta boğuyor.

Beni Ödülle Cezalandırma isimli bu kitap, iki ana bölüme ayrılmış durumda. İlk bölümde ödülün neden bir ceza olduğu ve ödüle dayalı eğitim şeklinin aslında neden yanlış olduğu hakkında savlarını ortaya koyan Dr. Özgür Bolat ikinci bölümde ödülün yerine konulacak olan davranışlara örnekler vermiş.

Beni en çok etkileyen ise, bilim adamlarının Nobel ödülünü aldıktan sonra motivasyonlarını kaybetmeleri, edebiyatçıların yazım kalitesinin düşmesi oldu. Gerçekten de böyle mi diye düşünmeye başlıyorsunuz. Evet, aslında hepimizin motivasyon kaynağı o işin sonucunda elde edeceğimiz ödül. Asla bunu davranış kalıbı olarak hayatımıza alamıyoruz. Böyle olunca da kalıcı bir öğrenme gerçekleşmiyor.

Sınav motivasyonlu öğrenme” diye bir kuram vardır eğitimde. Öğrenci sınava çalışırken öğrendiklerini sınav bitince unutur. Çünkü kalıcı belleğe atamaz ve gerilerde bir yere kapatır o bilgileri. Aslında öğrenmiştir ama saklar bunları, çünkü sadece sınavda lazımdır. Bir dahaki sınavda tekrar hatırlar ama. Hem de kolaylıkla. Ödülü nedir bunları öğrenmenin sınavda alacağı not mu?

Ödül Yerine Ne Konulmalı

Anneler babalarAnneler babalar çocuğa örnek olmakla işe başlamalı der yazar. Evet, bu konuda haklıdır aslında. Anne kitap okumazsa çocuğa günde 40 kere de kitap oku dese o çocuk okumaz. Ama her ikisi de kitaplarını alır ve birlikte okuma saati yapıp sonra o kitabı tartışırlarsa işte o zaman gerçekten anlamak için okur.

Ödev yapma motivasyonu da ödül olmamalıdır. Bunun yerine öğrenmenin kolaylaşacağı ve kalıcılığının sağlanacağı mottosu kafasına yerleşirse işte o zaman daha kolay gelecektir ödev yapmak. Hatta isteyecektir bile fazla olmamak kaydıyla. Fazla ödev her zaman bıktıran bir unsur olmaya devam edecektir. Ödül olsa da olmasa da.
Sonuç olarak Beni Ödülle Cezalandırma isimli kitapta çocuğa her istediğini alan bir anne baba nesline çok güzel dersler var aslında. Sadece akıcılığı biraz sıkıcı o kadar. Ama tabii bu benim fikrim. Sizin de fikrinizin oluşması için Pdf kitap
olarak çıktıktan sonra okuyabilir ya da kitabı satın alabilirsiniz.

1 2 3 6